12 Ekim 2016 Çarşamba

Akilah

  Fi-Çi-Pi üçlemesiyle uzun bir aradan sonra tekrar buradayım. Blog yazma konusunda kendime bir düzen tutturamamış olmak can sıkıcıydı ve artık bunu aşmaya karar verdim. Aslında bir sürü güzel şeye vesile olacak kararlar aldım ve yeni kararlarla,girişimlerle bu devam edecek diye umuyorum. :') Buna vesile olan şeyle ilgili yazmaya devam etmek benim için fazla anlamlı.

  Azra Kohen ile gerçek anlamda tanışmamız bu yaz oldu. Fi ve Çi kitaplarını alalı yaklaşık 1 yıl olmuştu fakat Pi'yi almadığım için bu seriye başlamak istemedim. Yazın Pi'yi de alınca artık zamanı geldiğini düşündüm. İlk olarak tüm popüler kitaplara olan genel düşünce bu seri içinde bende az da olsa bir ön yargı oluşturdu ama ben popüler kitaplardan köşe bucak kaçan biri olmadım hiç. İyi de olsa kötü de olsa deneyimlemek istedim. Bu düşüncemin karşılığını bu seriyle aldığımı düşünüyorum kendimce. :')


 

  Bu üçlemeden Azra Kohen'in söylemiyle bahsedecek olursam eğer: ''Fi-Çi-Pi bir hikaye anlattım, bir roman yazdım tarzında değil. Ben merakı kaşıyarak insanlara normalde sıkılarak okuyacakları şeyleri okuttuğumu düşünüyorum.''
  Kitapta karakterlerin yaşadığı farklı deneyimlerle hayattaki dönüşümleri konu ediliyor. Karakterlerin herhangi birinde büyük olasılıkla kendinizden kesitler görebileceğinizi düşünüyorum. Ben özellikle Bilge'de kendimden çok fazla iz buldum. Onun serüvenlerini okudukça daha çok heyecanlandım. :')
  Okudukça,anladıkça aslında yıllardır aklımı kurcalayan şeyleri bir başkasının da düşündüğünü gördüm.Hatta bunun çözümü için yollar arayan,insanlara ulaşmaya çalışan ve tüm bunları samimiyetle yapan birine rastlamak nasıl tarif edilir bilemiyorum ama karanlıkta kalmış birinin ufacık bir ışık sızıntısı gördüğünde hissettiği ferahlık gibi. İçimde harekete geçiremediğim düşüncelerim yavaş yavaş kımıldanmaya başladı ve bunun tarifi gerçekten zor.
Lütfen okuyun ve Azra Kohen'le tanışın. Onu keşfedin. Onu anlayın,anlamlandırın.. Bunu gerçekten çok isterim.


 

  Kitapların bana kattıkları,Azra Kohen'in kişiliği,söylemleri,yaşama ve evrene bakış açısı beni fazlasıyla heyecanlandırdı. Hayatıma dokunan anlamlı bir insan haline geldi ve bu fazlasıyla özel. Yeni kitap Kasım'da geliyor. Yepyeni bakış açılarıyla,yepyeni anlamlarla. Heyecan ve kocaman bir umutla bekliyorum. :')

  Kitapları okuduktan sonra izlediğinizde daha fazla anlam kazanacak ama yine de her koşulda anlamlarla yüklü 73 dakika bırakıyorum buraya:


Ne diyor sevgili Azra Kohen: ''Hayat hepimizden daha akıllı.''

Sevgi'yle kalın.. ^^




24 Aralık 2014 Çarşamba

Siyah

Öncelikle merhaba..

1 aylık aranın ardından yine buradayım..Sizinle daha geçen gün izleme fırsatı bulduğum Benim Dünyam adlı filmi paylaşmaya geldim..İlk yayında da söylediğim gibi izlediğim,okuduğum,beğendiğim her şeyi yazabildiğim kadarıyla buraya not düşmek istiyorum..Günümüz artık internet çağı..Yıllar sonra eski yayınları okuyup hatırlamak o anlara geri dönmek özel bir duygu olur kanımca.

Benim Dünyam filmini izlemese bile bir çok kişi duymuştur..Baş rollerini Beren Saat ve Uğur Yücel paylaşıyor..Filmin

''Ona tek bir kelimeyi öğretmedi: İmkansız.

8 yaşına kadar hayatla ilgili hiçbir şey bilmeden yaşayan Ela ile aynı durumdaki ablasını trajik bir biçimde yitirdikten sonra hayatını engellilere adayan Mahir Hoca'nın yollarının kesişmesiyle siyahtan beyaza giden bu yolculuğunda sadece bir kelimeye yer yoktur: İmkansız. Film, Mahir Hoca'nın karanlığın içindeki Ela'nın elinden tutarak onu üniversite sıralarına kadar taşıyışını ve Ela'nın umut ve vefa hikayesini anlatıyor.

Benim Dünyam; sadece karanlığı görebilenlere, karanlığın anlamını baştan yazdıranların hikayesidir.'' şeklinde bir özeti mevcut.

Adını hep duyduğum ama vizyonda olduğu dönem sinemaya gidemeyişim yüzünden bir türlü izleyemediğim Benim Dünyam'ı izleme vakti gelmişti artık..

Öncelikle Beren Saat'in oyunculuğu en özel ve güzel övgüleri hak ediyor..Filmde canlandırdığı karakteri o kadar güzel hissettiriyor ki izleyene.Bir an bile aklınıza Beren Saat gelmiyor..Karşınızdaki Ela çünkü..Uğur Yücel zaten usta..Onun oyunculuğunun bahsini bile açmıyorum.. Kendisine Canım Ailem dizisinden beri ayrı bir sempati duyuyorum..

Film Sanjay Leela Bhansali'nin ''Black'' adlı filminden uyarlama..Senaryo uyarlaması ise Uğraş Güneş'e ait..Uğraş Güneş şu an yayına devam eden ''Ulan İstanbul'' dizisinin de senaristi..

Yönetmen koltuğunda başrolde de yer alan Uğur Yücel var..Hem başrol oynayıp hem yönetmenlik yapmak bana bir filmin kalitesinin yükselmesine büyük katkı sağlıyor gibi geliyor..

Filmi izlerken yanınıza bir kutu mendil almanızı tavsiye ediyorum hele ki benim gibi duygusal bir yapınız varsa 100 dakika boyunca ağlarsınız.. Ben ''Black'' filmini de izlemeyi düşünüyorum karşılaştırma yapabilmek adına..Ruhumuza ve kişiliğimize güzel şeyler katacağını düşündüğüm bir film ve izlemenizi şiddetle tavsiye ediyorum.


Fragman:


Filme bu linkten ulaşabilirsiniz.Tüm formatları uygun fiyata mevcuttur. (Korsana hayır..Dvd'sini alıp izleyelim,emeğe saygı gösterelim..)

Sevgiyle kalın.. ^__^ 






23 Kasım 2014 Pazar

Yeşil ve mavinin muhteşem uyumu,güzelliğin başkenti: Trabzon

Uzun bir aradan sonra merhabalar efendim. :')

Yazacak bir sürü şeyim olmasına rağmen vizeler araya girince yazamadım haliyle..İlk vizelerimi atlattım ve hemen ertesi hafta sonu yani dün Trabzon'da buldum kendimi..

Okulun gezi kulübü vasıtasıyla muhteşem bir gün geçirdik.Gezip göremeden,duyduklarımla bile aşık olduğum şehir olan Trabzon'u üstüne bir de gezince iyice sevdalandım..Aşık olmak ve sevdalanmak arasındaki ince çizgiye şu noktada dikkat çekmek isterim. :')

Günün erken sayılabilecek saatlerinde yola çıktık.Bayburt-Trabzon arası yaklaşık 3 saat.Öğlene doğru Maçka'daydık..İlk durağımız Sümela Manastırı'ydı..Birazcık süren minibüs yolculuğumuzun ardından yürümeye başladık..Manastıra giden o yol var ya o yooool tam anlamıyla bir doğa harikası..O kadar mest olduk ki..Ağzımızdan çıkan üç kelimeden biri ''muhteşem''di..Bir kaç manzara (telefon kamerasından da olsa) şöyle:




Manastırdaki muhteşem anlardan sonra istikamet Sera Gölü'ydü..Göle ulaştığımızda saat 2'ye geliyordu..Bir sürü fotoğraf çekilme hayalleriyle gitsek de Karadeniz'in meşhur yağmuru bize:''Durun bakalım ne kadar güzelsek o kadar da nazımız var ,hemen sulanmayın.'' dedi ve sadece göle nazır yemek yiyebildik..En keyifli anlardan biriydi her şeye rağmen..Yemeklere çok ayrıntıya girmeden değinmek gerekirse muhteşemdi.. Akçaabat köfteyi yerinde yemiş olduk ve bayıldık..Yurtta plastik bardaklarda içtiğimiz çay(!)ların ardından ince belli bardakta içtiğimiz açık misss gibi çay ilaç gibi geldi..
Sera Gölü'ne ait tek resmim budur:
Gölden sonra ise alışveriş merkezinde birkaç saat geçirdik..Alışveriş merkezini özleyen biz kızlar için (biraz fazla kaçırmış olsakta) apayrı bir terapi oldu..Kılık kıyafetten çok en beğenerek ve heyecanlanarak aldıklarım;
Elif Gibi Sevmek 2'nin ilk baskısına çok şükür yetiştim..Mis gibi gül kokulu..Sizde bitmeden koşun alın bence hemen.. :') 


Muhteşem bir geziydi en azından benim adıma..Böyle bir yazının sonuna da şöyle bir şarkı yakışır:




Selçuk Balcı - Anlatamam Derdimi

Bir dahaki yazıya kadar sevgiyle kalın. ^^ 

7 Kasım 2014 Cuma

19 Gelmiş Hoş Gelmiş..

19..


Evet bugün 19'uma adımımı attım..Büyüyorum ve bu gerçekten çok ürkütücü..9 yaşındayken hep: ''Ben kesin 2 basamaklı sayılara ulaşamadan öleceğim.'' derdim. :D Şimdi geriye bir bakıyorum 10 yıl geçmiş..

Bu doğum günümü ilk defa annemden,babamdan,dostlarımdan ayrı kutladım..Bir tarafım buruk kaldı anlayacağınız ama o kadar şanslıyım ki hepsini yanımdalarmış gibi hissettim.

Günüm hep ağlamaklı geçti..Geceden beri arayanlar,uzuuun ağlamalık mesajlar atanlar,geçmişi hatırlatanlar,geleceğe dair güven ve dua hediye edenler..Bir kere daha anladım ki dostlarımı çok iyi seçmişim..Çok şükür ki muhteşem insanlardan oluşan bir ailem var..

Yurtta da hiç beklemediğim bir anda beni aşırı mutlu eden üç arkadaşım vardı..Sağ olsunlar pasta,hediye ve gülümsemeleriyle günümü güzelleştirdiler..İşte bu güzeller:
                                                   



Canım abim de taa Van'dan Bayburt'a hediye yollamış..Taa dediğime bakmayın çok uzak değil ama insan apayrı bi mutlu oluyor..Dünyanın en iyi ve en tatlı insanıdır abim..Gönlü tertemiz..Birde kendisi koyu bir Galatasaray taraftarıdır..Kardeşinin Fenerbahçesini ne kadar sevdiğini bildiğinden bakın ne yollamış: 
Burada aylar ilerledikçe bir battaniyeye daha ihtiyacım olacaktı almayı da düşünüyordum annemlerin de tüyosuyla dünyanın en güzel battaniyesini almış.. Canım benim. ^_^

Fenerbahçe'den söz açılmışken bugün Ziraat Türkiye Kupası'nın grupları belli oldu veeeeee Bayburt İl Özel İdare ile Fenerbahçe aynı grupta! Fenerbahçe 17 Aralık'ta şehrime geliyor..Bir hayalim daha gerçek olacak..Heyecan da mutluluk da bugün üst düzeydeydi..Allah herkese her zaman gülebileceği,mutlu ve huzurlu hissedeceği günler,yıllar nasip etsin..Bugünümü özel kılan herkes için Allah'a şükrediyorum..

Sevgiyleee.. :')

5 Kasım 2014 Çarşamba

Kardeşlerin Payı

Merhabalaar.
Bu sene Ygs&Lys derken izlediğim ya da izlemek istediğim dizileri bir türlü düzenli izleyemedim.Sınav bitti bende kendimi dizilere verdim. :) Kardeş Payı'ndan başlayayım serüvene dedim devamı zaten gelir..Dizi ilk sezon 22 bölüm..1 hafta da filan bitirdim tüm bölümleri..Ama o nasıl bir bitiriş diye gelin bana sorun.. :) Son 3 bölüm kaldığında izleyemiyordum artık sezon finali yaklaşıyor diye üzülmekten..Senaryonun kalitesine mi,çekimlerin kalitesine mi,yoksa oyuncuların tek tek hepsinin performansına mı bayılayım karar veremedim..Hele bir 14.bölüm var ki..Komedi dizisi diye tüm bölümlerde güleceğiz sanıyorsunuz sonra 14.bölümde tokadı yiyorsunuz..O bölüm başladı ve ben bitene kadar ağladım..Zerre abartmıyorum..

İzleyeceğiniz dizi sadece basit bir komedi dizisi değil..En başta dizi de efsane olmaya aday bir Eda&Metin aşkı var..Buram buram zeka kokan ve oyuncuların performansıyla süslenen muhteşem ince espriler..Tek bir mimiğe dakikalarca gülebileceğiniz,tek bir anlamlı bakışa ya da söze dakikalarca hislenebileceğiniz anlar var..Sıkıldığım bir an ya da aman bu sahne de olmasaymış dediğim herhangi bir kesit hatırlamıyorum..

Oyuncuların sesi de birbirinden güzel..Ahmet Kural'ı zaten bilmeyeniniz,duymayanınız yoktur diye düşünüyorum.. :) Kendisi oyunculuktan çok müzisyen olmayı istediğini söylemişti bir tv programında..Klarneti çok iyi çalarmış.. Söylediği şarkılardan oluşan bir videoyu bırakayım şöyle:
   
                                        

Murat Cemcir'in de Adını Sen Koy performansı benim için efsanedir:


                                        

Seda Bakan bir ses sanatçısıymış da haberimiz yokmuş zaten.. :) Devlerin Aşkı favorimdir:



Vee Sadık Gürbüz:

                                          


Ahmet Kural & Murat Cemcir ve Seda Bakan gibi dünya tatlısı üç insanın efsane performansıyla,yan oyuncuların bir çok dizinin başrollerini kıskandıracak oyunculuklarıyla ve senarist&yönetmen Selçuk Aydemir'in zekası ve bakış açısıyla Kardeş Payı Türk dizi tarihinin en tepesinde yer alan ve alacak dizidir bence..

Kardeş Payı'nın çekimleri Aralık'ta başlıyor,dizi 2.sezon için yayına Ocak'ta giriyor..Ben tüm bölümleri Tvyo'dan izledim..Akıllı telefon kullanıcısıysanız eğer uygulaması var indirip kolaylıkla izleyebilirsiniz..Bilgisayardan da tvyo.com'a girip yine rahatlıkla izleyebilirsiniz..Bir diğer alternatifte star tv'nin internet sitesi..

O zaman Murat Cemcir'ce söylüyorum;
İzlemeyenler izlesin,izleyenler de izlemeyenleri uygun bir dillen uyarsın lütfen.. :')

 Alın size en favori sahnelerim: 

Bu güzel yürekten böyle güzel bir itiraf çıkardı zaten..

&

14.Bölüm'de canımı en çok yakan sahneler..


                                          

Emrah & Metin rekabetinde her ne kadar Metin'den taraf olsam da Emrah olmasaydı bu aşk efsaneleşemezdi..Bu da Emrah'ın muhteşem evlilik teklifi:')
Emrah Kaman aslında dizinin senaristlerinden biri ama iyi ki oyuncu kadrosuna da dahil oldu.. :')

Şimdilik benden bu kadar..Yeni yazılarda,yeni paylaşımlarda görüşmek üzere..Esen kalın efenim.. :')