Yazacak bir sürü şeyim olmasına rağmen vizeler araya girince yazamadım haliyle..İlk vizelerimi atlattım ve hemen ertesi hafta sonu yani dün Trabzon'da buldum kendimi..
Okulun gezi kulübü vasıtasıyla muhteşem bir gün geçirdik.Gezip göremeden,duyduklarımla bile aşık olduğum şehir olan Trabzon'u üstüne bir de gezince iyice sevdalandım..Aşık olmak ve sevdalanmak arasındaki ince çizgiye şu noktada dikkat çekmek isterim. :')
Günün erken sayılabilecek saatlerinde yola çıktık.Bayburt-Trabzon arası yaklaşık 3 saat.Öğlene doğru Maçka'daydık..İlk durağımız Sümela Manastırı'ydı..Birazcık süren minibüs yolculuğumuzun ardından yürümeye başladık..Manastıra giden o yol var ya o yooool tam anlamıyla bir doğa harikası..O kadar mest olduk ki..Ağzımızdan çıkan üç kelimeden biri ''muhteşem''di..Bir kaç manzara (telefon kamerasından da olsa) şöyle:

Sera Gölü'ne ait tek resmim budur:
Gölden sonra ise alışveriş merkezinde birkaç saat geçirdik..Alışveriş merkezini özleyen biz kızlar için (biraz fazla kaçırmış olsakta) apayrı bir terapi oldu..Kılık kıyafetten çok en beğenerek ve heyecanlanarak aldıklarım;
Elif Gibi Sevmek 2'nin ilk baskısına çok şükür yetiştim..Mis gibi gül kokulu..Sizde bitmeden koşun alın bence hemen.. :')
Muhteşem bir geziydi en azından benim adıma..Böyle bir yazının sonuna da şöyle bir şarkı yakışır:
Selçuk Balcı - Anlatamam Derdimi
Bir dahaki yazıya kadar sevgiyle kalın. ^^







Hiç yorum yok:
Yorum Gönder